Ayza blog stili
Kendini seçmek, çoğu zaman sanıldığı gibi büyük kararlarla başlamaz.
Bir sabah her şeyi geride bırakmak, hayatını tamamen değiştirmek ya da herkese karşı güçlü görünmek değildir.
Bazen kendini seçmek; istemediğin bir şeye sadece “hayır” diyebilmektir.
Bazen cevap vermemeyi seçmektir.
Bazen de yıllardır herkese gösterdiğin anlayışın birazını kendine göstermektir.
Çünkü insan, çoğu zaman kendinden vazgeçtiğini büyük anlarda değil; küçük tavizlerde fark eder.
BİRİNCİ EŞİK“Hayır” Diyebildiğinde
Bir kadın kendini seçmeye başladığında, her talebe yetişmek zorunda olmadığını fark eder.
Her daveti kabul etmek, herkesi memnun etmek, her sorunu çözmek ya da herkesin beklentisine göre hareket etmek zorunda değildir.
“Hayır” demek sevgisizlik değildir.
Bazen bir başkasına söylediğin “hayır”, kendine söylediğin en net “evet”tir.
Üstelik sınır koymak için öfkeli olman da gerekmez. Sakin bir şekilde istemediğini söylemek, kendi alanına sahip çıkmanın en doğal hâllerinden biridir.
İKİNCİ EŞİKSürekli Açıklama Yapma İhtiyacı Hissetmediğinde
Kendini seçmeye başlayan kadın, her kararını savunmak zorunda olmadığını da öğrenir.
Neden gitmediğini, neden konuşmak istemediğini, neden fikrini değiştirdiğini, neden artık eskisi gibi davranmadığını uzun uzun anlatmak zorunda değildir.
Bazen:
“Bunu istemiyorum.”
cümlesi yeterlidir.
Çünkü kendi hayatınla ilgili aldığın her kararın herkes tarafından anlaşılması gerekmez.
Olgunlaşmak biraz da başkalarının seni yanlış anlayabilme ihtimalini kabul edebilmektir.
ÜÇÜNCÜ EŞİKOnay Aramayı Bıraktığında
“Doğru mu yaptım?”
“Sence böyle yapmam yanlış mı?”
“Bana kızarlar mı?”
“Beni kötü biri olarak görürler mi?”
Sürekli dışarıdan onay beklemek, zamanla insanın kendi sesini duymasını zorlaştırabilir.
Kendini seçmek ise bütün cevapları bildiğin anlamına gelmez.
Sadece karar verirken ilk kez kendi duygunu da masaya koyman demektir.
Başkalarının fikrini dinlersin, ama son sözü kendi içinde ararsın.
Herkes senin hayatına dair bir fikir söyleyebilir; fakat o hayatın içinde yaşayacak olan sensin.
DÖRDÜNCÜ EŞİKKendi İhtiyaçlarını Sürekli Ertelemediğinde
Birçok kadın önce işi, ailesini, ilişkisini, sorumluluklarını ve çevresindeki insanları düşünmeye alışır.
Kendisi ise listenin en sonunda kalır.
“Biraz daha sonra dinlenirim.”
“Şunu da halledeyim, sonra kendime vakit ayırırım.”
“Önce herkes iyi olsun.”
Ama o “sonra” bazen hiç gelmez.
Kendini seçmek, herkesi hayatından çıkarmak değildir.
Kendini de o hayatın içine dahil etmektir.
Dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda dinlenmek, yalnız kalmak istediğinde alan açmak, bedenini dinlemek, kendine zaman ayırmak ve kendi ihtiyaçlarını küçümsememek…
Bunların hiçbiri bencillik değildir.
BEŞİNCİ EŞİKSeni Eksilten Yerde Israr Etmediğinde
Bazen kendini seçmek, kalmak istediğin hâlde gitmektir.
Çünkü sevdiğin her şey sana iyi gelmeyebilir.
Bir ilişki, arkadaşlık, alışkanlık ya da yaşam biçimi seni sürekli küçültüyor, yoruyor veya kendinden uzaklaştırıyorsa; sırf alıştığın için orada kalmak zorunda değilsin.
Kendini seçmek, “Ben daha iyisini hak ediyorum.” demekten önce şu cümleyi kurabilmektir:
“Bu artık bana iyi gelmiyor.”
Ve bazen gerçek dönüşüm tam da burada başlar.
VE SON OLARAKKendini Seçmek Kusursuz Olmak Değildir
Kendini seçen kadın her zaman güçlü değildir.
Bazen kararsız kalır.
Bazen eski alışkanlıklarına geri döner.
Bazen yine herkesi kendinden önce düşünür.
Ama artık bir fark vardır:
Kendini unuttuğunu fark ettiğinde, geri dönmeyi bilir.
Belki kendini seçmenin en gerçek hâli de budur.
Her gün kusursuz biçimde kendinden yana olmak değil; kendinden uzaklaştığında yeniden kendi tarafına geçebilmek.
AYZA DİŞİL MÜHRÜ’NDEN NOTBu kez kendini unutma
Kendini seçmek, dünyaya sırtını dönmek değil; kendi hayatında kendine de yer açmaktır.
Bazen tek ihtiyacın olan şey, içinden sessizce şu cümleyi söylemektir:
“Bu kez kendimi unutmayacağım.”
Kendine dönmek için beş dakikan varsa,
sabah ritüelini sana hediye edelim.
Bu bir hediye kutusu değil. Bu bir karar.